Başlarken...
03.03.2012 cumartesi..
Bir bayram günü yeni elbiselerini başucunda bularak uyanan küçük bir çocuk gibiydim o sabah.. Şimdikileri bilemiyorum ama ben bu duyguyu çokca yaşadım küçüklüğümde.
Giyinip kendimi güneşli günün koynuna atmak istiyordum biran önce.
Merdivenleri ikişer ikişer inip yollarda seke seke yürüdüm. Yüzümde anlamsız bi gülümseme gördüğüm herkese içten sevgi beslercesine sarılmak istiyordum. Kısacası nedensiz ve fazla mutluydum.
İçimde henüz varlığını belli edemeyecek kadar küçük, fazlasıyla çocuksu birşey varmış meğer.. Bütün olumsuzluklara rağmen bunu hissetmiştim sanki. En sonunda bebeğim gelmiş, benimleymiş.
05.03.2012 pazartesi..
Varlığını öğrendiğim andan itibaren sana birşeyler yazmak istedim. Neden bilmiyorum ama her denememde aklım yetersiz kaldı sanki. Kelimeleri yanyana getirip cümleler kurmak benim için dünyanın en olanaksız işiymiş gibi gözüktü. Bildiğim tek şey birgün başlayacağım ve başlarsam gerisinin geleceği düşüncesiydi.
14.11.12 çarşamba.. Doğduğun gün..
Bir ayrılık yaşanırken aynı zamanda kavuşmuş olmanın verdiği hüzün ve mutluluk anım..
Acılar içinde gözümden süzülen sevinç gözyaşım..
Benim miladım.. Sen..
20.01.2013 ve bugün.. Günlerden pazar..
Seni biliyorum, kokunu, sesini tanıyorum.. Doğduğundan beri simsiyah ve uzun olan saçlarının, sen kucağımdayken yüzümü okşamasını seviyorum.
Sen içimdeyken, adını bilmediğim insanlar bile bu günlerimin kıymetini bilmem gerektiğini, sen doğduktan sonra çok yorulup, sıkılacağımı söyledi. Oysa ki benim için hayatımın en güzel en anlamlı günleri seninle başladı.
Yavrum, emanetim..
Sana atanmışım ben..
Sen..
Benim en güzel vazifem..
Hayata daha anlamlı ve daha güzel gözlerle bakmamı, her şey yolunda giderken olumsuz düşünmememi, ona buna üzülmememi ve rahat içindeyken nedensiz yere sıkılmamamı sağlayacak kadar zamanımı aldığın için ve içimi yaşamak arzusuyla doldurduğun için sana sonsuz teşekkür ederim..
Ben seninle başladım..
Ve sen....
14.11.13 bugün 1 yaşındasın...
Ben dünyanın en mutlu insanı..
Hala birinin annesi olma durumuna bile alışamamışken minik prensim 1 yaşına geldi bile. Zaman hızla akıp geçiyor.. Ne zaman doğdu, ne zaman bir yıl geçti üzerinden hiç bilmiyorum. Tam bir buçuk yıl bekledim seni.. Sonunda Rabbime şükürler olsun ki seni bana verdi. Doğduğun gün ki yüzün gözümün önünden gitmiyor, sesin kulaklarımda.. Dünyanın en güzel sesi.. Asla unutmayacağım iki şey bebeğim yüzün ve sesin..
Pastanı ben yapmayı çok istedim ancak şeker hamurlu pasta yapmayı gözümde çok büyüttüğüm için ilk seferinde hazır yaptırdım. Daha önce böyle bir deneyimim olmadığı için cesaret edemedim ama bir dahakini ben yapacağım inşallah. Bu konuda ufak çaplı çalışmalara başladım bile. Bi sene içinde epey yol alırım sanıyorum.
Buda Arif dedenin senin için yaptırmış olduğu pasta.. Babanın büyüdüğü evde ikinci kez kutladık doğum gününü.
Allah ömrünü güzel kılsın.. Seni bizden, bizi de senden ayırmasın kuzucuğum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder